Sempozyum Hakkında

Her ne kadar modernite sonrası toplumlarda ‘mit’ terimine masal, gerçek olmayan hikâye, efsane ve batıl inanç gibi anlamlar yüklenmiş olsa da yazılı kaynakların henüz ortaya konmadığı arkaik toplumlar için mitler “hakikatin nihai kökeninin” anlatılarıydı ve bu bakımdan birer masal değil, gerçeğe dayanan hikayeler olarak görülüyorlardı.[1] Tam da bu yüzden, Platon gibi büyük bir düşünür diyaloglarında ikna gücü yüksek, pedagojik bir araç olarak mitosa başvurdu. Öte yandan, mitopoetik düşünceden kozmolojik önermelere geçişle birlikte düşünce tarihinde geri dönülmez bir kırılma yaşandı ve felsefe mitosla yolunu bir süreliğine ayırdı.[2] Sonraki yüzyıllardaysa hem klinik psikoloji hem de çağdaş felsefe alanında çoğu kuramcı miti bir sembolik ifade aracı yaparak, sosyal bilimlerdeki “mitik dönüşün” öncüsü oldu. Bu durum mitolojinin felsefe ve psikoloji gibi insani bilimler için vazgeçilmez bir çalışma konusu olduğunu göstermektedir. Sosyoloji ve sosyal/kültürel antropoloji gibi disiplinlerde gerçekleştirilen çoğu saha çalışması için de durum benzerdir. Ritüeller, mitler ve gelenek-görenekler çerçevesinde geliştirilen pratikler göstermiştir ki mit ve mitoloji sosyal ve gündelik yaşamın içine sinmiş, kimi zaman yol gösterici özellikleriyle kimi zamansa bir toplumsal denetim aracı olarak başvuru kaynağı olmuştur.

Tarihsel ve kültürel süreç içerisinde, kendisini etkileyen unsurlara ve açıklayamadığı durumlara farklı anlamlar atfeden insan, bulunduğu coğrafi ve kültürel koşullara göre çözümler geliştirmiştir. Kendisinden üstün olan doğal güçleri kutsal sayarak bunları sembolleştirme yoluna gitmiştir. İnsan, başına gelen zorluk ve hastalıklara kendisine kültürel miras yoluyla aktarılan mitler ve efsaneler çerçevesinde geliştirdiği günlük yaşam pratikleriyle çözüm bulmaya çalışmıştır.

Efsane ve simgeler eski insanların kendi başlarına yaptığı keşifler değil, bazı toplumlar tarafından iyice sınırlandırılan, yoğrulan ve taşınan bir kültürel bütünün ürünleridir. Bu tarz yaratıların bir kısmı, kendi köken ocaklarından çok uzaklara yayılıp onları başka türlü tanımayacak olan halklar ve toplumlar tarafından özümsenmiştir.[3]

Edebiyat ve mitoloji etkileşimini değerlendirdiğimizde de benzer bir tabloyla karşılaşırız. Çeşitli kültürlere ait mitler bugün okumakta olduğumuz modern edebi metinleri şekillendirmekte ve bu mitlerdeki karakterler çağdaş stereotipleri oluşturmaktadır. Antik Yunan ve Roma’nın mitolojik karakterlerinin içerisinde yaşadığı dünya biz modern okuyuculara abartılı görünebilir. Ancak, edebiyatın kendi tarihsel serüveni göz önünde bulundurulduğunda mitler öncelikle tragedyalara esin kaynağı olmuştur. Çünkü, tıpkı trajik karakterlerin kaderleri gibi mitik karakterlerin kaderleri de ders çıkartılabilecek olaylarla doludur. Bu anlamda modern edebiyatçılar için mitolojinin vazgeçilmez bir referans olduğunu biliyoruz. 

Edebiyat dünyasında hemen hemen bütün yazarlar kolektif bilinçdışına yerleşmiş olan mitleri, mitik karakterleri ve bunlardan türetilen arketipleri çeşitli amaçlar doğrultusunda birer anlatı unsuru olarak kullanırlar. Bu yüzden İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından James Joyce’un Ulysses adlı eserini ya da Amerikalı yazar Thomas Pynchon’ın Oedipa Maas adlı eserini klasik mitoloji altyapısı olmadan kavramak güçtür. Anlaşıldığı üzere mitoloji, edebi tür ve kurgular ile bunlara konu olan karakterlerin şekillenmesinde merkezi bir rol oynar.

Mitoloji ve ikonografi bilgisi olmadan ne sanat tarihi anlatılabilir ne de sanat eleştirisi yapılabilir. Günümüzde birer büyü olduğu güçlü hipotezlerle savunulan Lascaux mağarasındaki av sahnelerinden, Rönesans’ın başyapıtlarına ve primitivizmden kübizme dek çoğu modern sanat akımı içerisinde ortaya konulan ürünlerin yorumlanmasında başvurulan birincil kaynak yine mitolojidir.

Mitolojinin bilimlerle dansı elbette burada anlatılanlarla sınırlı tutulamaz. Bu nedenle ana temamız olan mitolojiyle bağlantılı olması şartıyla sempozyumumuza gönderilecek tüm bildirileri -branş ayrımı yapmaksızın- çift kör hakem sistemiyle değerlendirilmek üzere alan hakemlerimize yönlendirmeye karar verdik.


[1] Catalin Partenie, Plato’s Myths, Cambridge University Press, New York, 2009, s.1.

[2] Çiğdem Dürüşken, Antikçağ Felsefesi: Homeros’tan Augustinus’a Bir Düşünce Serüveni, Alfa Yayınları, 2013, ss.6-8.

[3] Mircea Eliade, İmgeler Simgeler, Gece Yayınları, Ankara, 1992, ss.10-11.